Öğretmenler Okulun İlk Gününe Nasıl Başlamalı?

Melek Özçelik


18 Eylül Pazartesi ilk ders zili çalacak. Okula yeni başlayacak minikler yoğun heyecan ve biraz da ‘korku’ içinde. Yard. Doç. Dr. Lütfü İlgar, öğretmenlerin okulun ilk günü yapması ve yapmaması gerekenleri anlattı. Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman’ın ise, okula gitmek istemeyen çocukların ailelerine bazı tavsiyeleri var.

İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yard. Doç. Dr. Lütfü İlgar’a göre öğretmenin en önemli görevi; öğrencilere eğitimi sevdirmek. “Öğretmeni sevmek ile okula, derse ilgi duymak ve başarılı olmak arasında yüksek bir ilişki var” diyen İlgar, öğretmenlerin yapması ve yapmaması gerekenleri şöyle sıralıyor:

İLK GÖZLEM ÇOK ÖNEMLİ

İlk gözlem önemli olduğu için öğretmenler her gün özenerek giyinmeli. Okulun ilk gününde, abartmamak kaydıyla bu özen daha fazla olmalı. Öğrencilerini mümkünse sınıfın kapısında, bir ev sahibinin misafirini karşıladığı gibi güler yüzle, mutlu olduğunu belli ederek ve söyleyerek karşılamalı. Olanaklar ölçüsünde ikramlar da yapabilirler.

TANIŞMA MONOTON OLMAMALI

İlk günkü tanışma da çok önemli. Öğrencilerle tanışma monoton şekilde yapılmamalı, öğretmenin yaratıcılığıyla ilerlemeli. Çocuklar; anlayışlı, sevgi ve saygı dolu, aynı zamanda disiplinli bir öğretmenle karşı karşıya olduklarını ilk derste hissedebilmeli. Öğretmen daha ilk gün duruşuyla, bilgisi ve görgüsüyle öğrencilerine güven vermeli, onlara birlikte geçirecekleri öğrenme saatlerinin çok verimli olacağını hissettirmeli.

EĞLENCELİ BİR ETKİNLİK

Öğretmen, okulda varoluş nedeni olan öğrencilerine kavuştuğu için her zaman heyecanlı ve enerji dolu olmalı. Heyecanını ve enerjisini kaybeden bir öğretmenin, öğrencilere verebileceği bir şeyin olmayacağı bilinmeli. Öğretirken haz almalı, mutlu olmalı ve bunları da öğrencilerine hissettirebilmeli. Branşı ne olursa olsun derse yönelik ilgi çekici, oyunla karışık bir etkinlik yaptırmalı ki, çocuklar ilk günden o dersten korkmasın ya da hafife almasınlar. Eğlenerek öğreneceklerinin farkına varsınlar.

ÖNCE SOHBET

İlk gün kesinlikle ders yapılmamalı. Ders yapmak için bolca zamanı bulunduğunun farkında olarak; öğretmen kendisini ‘öğrencilerin bilmesi gerektiği kadarıyla’ tanıtmalı, ardından kendilerini tanıtmalarına fırsat vermeli. Çekingen olanları konuşmaya teşvik etmeli, öğrencileri ile gelecek planları, tatilleri gibi konularda konuşmalı. Sohbet sonunda, birlikte geçirecekleri bir yılla ilgili hedeflerden onları haberdar etmeli. Dersin içeriği, sınavlar, kazanacakları edinimler hakkında açıklayıcı bilgiler vermeli. Sınıf kuralları da ilk gün öğrencilerle belirlenmeli.

‘DERS ZOR’ MESAJI VERMEK YANLIŞ

Kendisinin ve dersinin zor olduğunu söyleyerek öğrencileri korkutmamalı. Tam aksine çalışan herkesin başarılı olacağı, hepsinden başarı beklediği ve buna inandığı mesajını vermeli.

ONLARI DİNLEMEK VE DİKKATE ALMAK GEREKİR

Hemen ilk günden ödev vermekten kaçınılmalı. Eğer öğrencileriyle yeni tanışıyorsa, ders işleyiş stilinden, beklentilerinden bahsetmeli, aynı şekilde onların bu dersten beklentilerini dinlemeli ve dikkate almalı.

ÖĞRENCİLERE İSİMLERİYLE HİTAP ETMEK ETKİLEYİCİ OLUR

Öğrencilere ismiyle hitap etmek çok önemli. Daha okullar açılmadan öğrencilerin ismini kayıt evraklarından öğrenmek ve ilk anda ismiyle hitap etmek onları çok olumlu yönde etkileyebilir.

ARKADAŞMIŞ GİBİ GÖRÜNMEMELİ

Okulda ilk gün öğrencilerle arkadaş(mış) görünümü vermemeli. İstese de arkadaş olamayacağını, zaten onların gerçek dostlarının bulunduğunu hissettirmeli. İlgili, samimi, prensipli ve disiplinli olduğunu öğrencilerine yansıtmalı.

ROL MODEL OLARAK DAVRANIŞLARA DİKKAT!

Çocuklara ve gençlere insan olmanın gereklerini öğretemeyen bir eğitimci başarısız demektir. Görevi çocuk ve gençleri eğitmek ve öğretmek olan bir öğretmen, her yönüyle öğrenciler için önemli bir rol modeli olarak söz ve davranışlarına dikkat etmeli.

Yarıyıl tatili 22 Ocak’ta

Milli Eğitim Bakanlığı takvimine göre 18 Eylül’de ders başı yapacak öğrenciler, 19 Ocak 2018 Cuma günü karne alacak. Yarıyıl tatili ise 22 Ocak 2018-2 Şubat 2018 olarak belirlendi. İkinci kanaat dönemi ise 5 Şubat 2018 Pazartesi başlayacak ve 8 Haziran 2018 Cuma sona erecek. 2018-2019 eğitim öğretim yılı ise 17 Eylül 2018 Pazartesi başlayacak.

Okula gitmek istemezse ne yapmalısınız? 

Prof. Dr. Ayşe Rodopman Arman (Marmara Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı): Çocuk okula gitmek istemiyorsa, onun anne-babası ya da güven duyduğu biriyle okula gitmesi desteklenmeli. Gerektiğinde bu kişi, çocuk kendini rahat hissedinceye kadar kısa bir süre sınıfta oturmalı, kademeli olarak sınıf kapısının dışında, okul kantininde ve daha sonra da okul bahçesi gibi uzaklıklarda durmalı. Çocuk ısrarla sınıfa girmek istemiyorsa; ilk günlerde okulun bahçesine, sonra okul içine, daha sonra sınıfa sokulması; önce bir saat, sonra yarım gün, sonra tam gün okula gitmesi sağlanarak, adım adım okulla buluşturulması çocuğun korkusunun azalmasına yardımcı olur. Okula gitmeme durumu ne kadar uzarsa, sorunun çözümü o kadar zorlaşır. Çocuğun mümkün olduğu kadar çabuk, yeniden okula devam edebilmesini sağlamak gerekiyor. Okul kaygısı tüm bu yaklaşımlara rağmen devam ediyorsa, konuyla ilgili kuruluşların yanında bir çocuk psikiyatri uzmanına da yönlendirilmesi gerekir.

HÜRRİYET


ÖĞRETMENLERİN İLK DERSTE UZAK DURMALARI GEREKEN 15 ŞEY



İlk dersiniz o kadar önemlidir ki, o derste öğrencilerinizi kazanabilir veya kaybedebilirsiniz. Eğer öğrencileriniz üzerinde yıl boyu sürecek bir etki bırakmak ve onların dersinize ilgi göstermelerini istiyorsanız aşağıdakilerden uzak durunuz:

1. Sınıfa, sinirli bir şekilde, ağır ağabey rolünde girmeyin. Unutmayın ki, öğrencilere güven verecek ve belki diğer meslektaşlarınızdan sizi ayıracak bir şekilde sınıfa girmeniz çok daha etkili olur.

2. Öğrencileri asık bir surat ve kısık bir ses ile selamlamayın. Öğrenciler bunu kendilerine değer verilmediği anlamında düşünürler.

3. Sınıfa girdikten sonra hemen öğretmen masasına oturup defteri yazmaya ve yoklama yapmaya koyulmayın. Öğrencilerle göz teması kurmak ve hemen iletişime geçmek işinizi kolaylaştırır.

4. Kendinizi övmeyin; yaptıklarınızı, becerilerinizi, ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu abartarak anlatmayın. Siz sadece kendinizi tanıtın onlar sizi anlayacaktır.

5. “Ben aslında tıp/hukuk/mühendislik okuyacaktım ama sınavda cevapları kaydırdım/tercihlerde yanlışlık yaptım” gibi öğretmenliği küçümseyen sözlerden sakının. İstemeden öğretmen olsanız bile bunu öğrencilerinize belli etmemeniz gerekir. Öğrenciler öğretmenliği sevmeyen birinden bir şey öğrenemez ve onu rol model almazlar.

6. Kendinizi tanıtırken ayrıntıya girmeyin, özel konulardan bahsetmeyin, ailevi sorunlarınıza girmeyin. Öğrenciler kendilerini ilgilendirmeyen konuları sizden dinlemek istemezler.

7. Hep aynı şeyleri tekrar etmelerini isteyerek öğrencilerden kendilerini sırayla tanıtmasını istemeyin. Bunu sizin dışınızda diğer arkadaşlarınızın da yaptığını/yapacağını unutmayın. Klasik kendini tanıtma etkinliği yerine öğrencilerin keyif alacağı alternatif tanışma etkinlikleri yapmanız çok daha iyidir.

8.Geçen seneki öğrenciler çok tembel ve/veya yaramazdı, siz öyle olmayın.” gibi cümleler kurmayın. Öğrencileri isteksiz hale getirecek, morallerini bozacak, motivasyonlarını olumsuz etkileyecek sözlerden sakının. Onlarla iyi anlaşabileceğinizi, hep birlikte başarılı olabileceğinizi söylemek çok daha işe yarar bir yoldur.

9. Daha ilk derste kendi ilkelerinizden ve sınıf kurallarından bahsederek öğrencilerinizi kendinizden ve dersinizden uzaklaştırmayın. İlk derste birkaç ilkenizden bahsedebilirsiniz ama sınıf kurallarını, sorunlar yaşandıkça, ihtiyaç oldukça öğrencilerinizle birlikte oluşturmak üzere zamana bırakın.

10. Hemen ders işlemeye başlamayın. İlk derste öğrencilerle sohbet etmek, onları dinlemek ve tanımaya çalışmak ders işlemekten çok daha doğrudur.

11. Alfabetik isim sırasına veya sınıf listesine göre zorunlu bir sınıf oturma düzeni oluşturmaktan kaçının. Öğrencilerinize istedikleri yerde oturabileceklerini söyleyin. Bu davranışınız onları rahatlatacaktır. Öğrencilerinizi tanıdıkça, oturmaları için uygun olan yerleri, onlarla birlikte belirlemeniz daha uygun bir yöntemdir.

12. Öğrenciler sormadıkça sınavlardan, ödevlerden, notlardan, karnelerden bahsetmeyin. Öğrenciler not kaygısı yaşamadan okulda bulunmaktan çok hoşlanırlar.

13. “Öğrenciyi baştan boş bırakmamak gerekir” düşüncesiyle, ilk günden onlara ödev vermeyin. Ne kadar yararlı olursa olsun ilk gün verilen ödevden hayır gelmez; sadece kendinizden ve dersinizden öğrenciyi soğutmuş olursunuz.

14. Öğrencilerinize okulunuzu, okul yöneticilerini, öğretmen arkadaşlarınızı kötülemeyin. “Bazı aksaklıklar olabilir ama hep beraber daha iyi olmaya çalışıyoruz” gibi onları ümitlendirecek, okula ısınmalarını, öğretmenlerini ve okul yöneticilerini sevmelerini sağlayacak sözler söyleyin.

15. Asla herhangi bir dersmiş gibi giyinmeyin. İlk hafta girdiğiniz bütün derslerde giyiminize dikkat edin. Mümkün olduğu kadar gösterişten uzak ve sade ama bir o kadar da kaliteli, temiz ve düzgün giyinin.

Muhammet YILMAZ-Öğretmen/Eğitimci-Yazar